Bir Milletin Kalbinin Attığı Yer: 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Ruhu
Bazı tarihler vardır, takvim yaprağından öte bir anlam taşır. Üzerinden bir asırdan fazla zaman geçse de, her 18 Mart sabahı içimizde bir yerlerde o sarsılmaz iradenin yankısını duyarız. Bugün, sadece kazanılmış bir savaşı değil; bir vatanın "geçilemez" oluşunun dünyaya ilan edildiği o destansı duruşu anıyoruz.
Sessiz Bir Direnişten Gür Bir Zafer Çığlığına
Çanakkale denince zihnimizde canlanan sahneler bellidir: Kısıtlı imkanlar, yırtık çarıklar ama gökyüzünü delen bir azim. Seyit Onbaşı’nın o devasa mermiyi sırtlanırken hissettiği sadece fiziksel bir yük değil, koca bir ulusun geleceğiydi. Nusret Mayın Gemisi’nin karanlık sularda bıraktığı izler, aslında özgürlüğe giden yolun ilk taşlarıydı.
Bu zafer, "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün öngörüsüyle, Mehmetçiğin sarsılmaz imanının birleştiği o eşsiz noktadır.
Sadece Bir Savaş Değil, Bir İnsanlık Dersi
Çanakkale'yi diğer tüm kutlamalardan ayıran en naif taraf, cephede yaşanan o inanılmaz insanlık hikayeleridir. Kendi yarasını sarmadan düşman askerine su veren, ekmeğini paylaşan Anadolu insanı; savaşın en karanlık anında bile dünyaya medeniyet ve vicdan dersi vermiştir. Bugün 18 Mart’ı anarken, sadece askeri dehamızı değil, bu köklü vicdanımızı da kutluyoruz.
Son Söz Yerine... Çanakkale, bir toprağın nasıl vatan olduğunu anlatan en yalın dildir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu topraklar için nefesinden vazgeçen tüm
kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Ruhları şad olsun. 18 Mart Çanakkale Zaferimiz kutlu olsun!

Yorumlar yükleniyor...